Tuesday, June 25, 2013

YETMEZ AMA EVET

Bu akşam Türk futbolu ve Türk spor basını tarihi bir gece yaşadı.  Ortada bu kadar iddia, delil, mahkeme kararı, TFF Tahkim Kurulu kararı, ve itiraf olmasına rağmen “sahaya yansımayan” bir şike ve teşvik çeşidi icat ederek işlenen suçu yok sayan TFF, şike çetesi ile organic bağı olan Türk spor basını, ve siyaset Türkiye tarihine bir yüz karası eklemişlerdir.

Mehmet Ali Aydınlar’ın aklı selimi seçip çözümler üretmesini engelleyenler, UEFA’nın ceza vermesi ile artık sadece mahkemeden değil UEFA’dan da tescilli şikeci ve teşvikçi konumuna düşmüşlerdir. İki Türk takımının şike ve teşvik sebebi ile UEFA’dan ceza alması bütün temiz Türk futbolu paydaşlarını üzmüştür.  Bu sebep ile ne Fenerbahçe  ne de Beşiktaş camiasına karşı bir düşmanlığımız olamaz. Bizim temiz Türk futbolunun paydaşları olarak derdimiz bu pisliği Türk futboluna bulaştıranlarladır.  Bu mücadele sonuna kadar devam edecektir.

Burada en büyük görev Fenerbahçe camiasındaki temiz futbol paydaşlarının ne yapacağıdır.  Bu lekeyi silmek için onurlu bir mücadele gerekir ve bu mücadele için gerekli kudretin örnekleri Fenerbahçe tarihinde mevcuttur.  Şimdi bu kudretin sahiplerinin “Artık Yeter” deme zamanıdır.

Başta Aziz Yıldırım ve ekibi, Yıldırım Demirören ve ekibi, ve kirli futbolun siyasi paydaşları TFF Tahkim Kurulu’nin iki Fenerbahçe yöneticisine şikeden ceza vermiş olmasına rağmen UEFA’yı kapattık deyip insanları kandırmalarının hesabını vermelidir.  Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, ve Spor bakanı en kısa zamanda istifa etmelidir.  Bu istifalar sonucunda gelecek temiz futbol paydaşları Türk futboluna adaleti getireceklerdir.

Bu süreç boyunca şike ve teşvik çetesi ile organik bağ kurup onların kalemşörlüğünü ve maşalığını yapan fevri unsurları Türk spor basını artık bu kirli insanlardan kurtulmalıdır.  Türk Spor basını tarihinde ve UEFA tarihinde, UEFA’nın bir ülke basını için tekzip yayınlamasına sebep olanlar hesap vermelidirler.  Artık önünüze koyup düşüneceğiniz bir şapkanız bile yok. Artık, ceketinizi de alıp bu camia’yı terk ediniz.

İki yıldır yaşadığımız şike ve teşvik sürecinde çok şey yazıldı, söylendi ve söylenmeye de devam edilecektir. Önemli olan artık temiz Türk futbolu paydaşlarının bir araya gelip hem Türk futbol camiasını hemde Türk futbol basınını temizlemesidir. Bu temizliğin ilk sinyalleri Eskişehirspor kulübü seçimleri ile başlamış oldu.  Bunu diğer kulüplerde takip etmeli ve temiz futbola katkı verecek kadroları artık erk kılmalıdırlar. Bu şekilde oluşacak Kulüpler Birliği ve Türk Futbol Federasyon’u ve kurulları  bu temizliği başarabilir. 

Herşeye rağmen “inkar ve iftira ittifakını” güçlü tutmaya devam edersek, Türk futbolunun bu unsurları sonunda Türk kanı dökülmesine sebep olacak ve Avrupa’daki hak ettiği yerinde çok altına doğru yol alacalıktır.

Bu sebepledir ki, temiz futbol isteyen tüm gücler, UEFA’nın açıkladığı cezalara,

YETMEZ AMA EVET

demelidir ve buna göre kararlar almalıdır. İçine düşülen durumun hiçbir izahı yoktur. Tüm camialar kirli unsurlarını temizlemek zorundadır ve bu Türk futbolunun barışı için olmazsa olmazıdır.

Temiz Futbol günlerine hep beraber yol almak ümidiyle.


Sevgiyle kalın.

Thursday, May 23, 2013

Siz Kimin Polis’isiniz?



Dün iki büyük takım kupa finali oynadı. Genel olarak bir iki oyuncu hariç, sahadaki herkes oyununu oynadı. Fenerbahçe bulduğu gol ile 1-0’da olsa kazanarak kupaya uzandı. Tribünler 61. dakikaya kadar çok güzeldi.  Hem Fenerbahçe hemde Trabzonspor taraftarı ellerinden geldiğince takımlarını desteklediler. Ne olduysa Trabzonspor taraftarının 61. dakika hazırlıklarını olay olarak değerlendirip Çevik Kuvvetin Trabzonspor taraftarının önüne yığılmasından sonra oldu.  61. dakika hazırlıklarını yanlış değerlendirip taraftarların üzerine gidilmesi ve bu sırada bir bayan Trabzonspor taraftarının bayılması işin çığırından çıkmasını sağladı. Bu bayan kardeşimiz bayıldığında, oradaki Trabzonspor taraftarının “ambulans, ambulans” bağırışlarına karşılık video kayıdı yapmakla görevli bir polisin
“bırakın gebersin a. koduğum”
demesi Trabzonspor taraftarının aşırı tepki vermesine sebep olmuş ve çevik kuvvetin oradan uzaklaşmasını sağlamıştır. Şimdi polis teşkilatını ayrı tutarak bu polis bozuntusuna soruyorum:
Siz kimin polisisiniz?
Neyseki Trabzonspor taraftarı sağduyulu davranmış ve olayların büyümesini engellemiştir. Bu polisimiz merak etmesin, er yada geç kendisi ortaya çıkarılacak ve gereken ceza verilecektir.  Bunun için bütün Trabzonspor taraftarı birlik etmiş durumda.   Kadıköy’de benzinlik yakanların, Saraçoğlu’nda polis yaralayanların “davetiye dağıtıyordum” diyerek ceza yemediği bir ülkede böyle bir davranışın Trabzonspor taraftarına yapılışı çok manidardır.  İnsan “demek ki polis otosu yakmak lazımmış” diyesi geliyor ama bizler Trabzonspor taraftarıyız.  Bir iki polis memurunun yaptıklarını bütün teşkilata mal edip vatanın koruyucularına karşı gelmeyiz. Fakat, bu tahriki yapan polis memurunun bulunup cezasını çekmesi içinde her türlü yola başvurulmaktadır.  
Bu başvuruların ilkini yapan sayın gazateci yazar Harun Çelik’in Emniyet Genel Müdürlüğüne yazdığı mektubu aşağıdadır.  Trabzonspor taraftarı ve futbol taraftarlarına düşen bu mektubun benzerlerini belli noktalara yollamak ve bu tahrik unsurunun şerefli polis teşkilatımızdan temizlenmesini sağlamaktır.  
Bu vesile ile maç dönüşü Görele’de kaza yaparak hayatını kaybeden Şeref Vanlıoğlu ve Sefer Hasan Köse Allah gani gani rahmet eylesin.  Futbolumuzun sık sık can aldığı bu günlerde her kim olursa olsun olayları tahrik edenlerin ceza alması için çalışmak başta develetin güvenlik birimleri olmaz üzere, TFF ve futbol taraftarının en ciddi görevidir. Bu konuda renklerin farkı olmadan bu unsurlar temizlenmelidir. Aksi takdirde, daha çok Mehmet’ler, Burak’lar, Şeref’ler ve Sefer’ler hayatını kaybedecek.  Tolga Zengin kardeşimin dediği gibi hiç bir kupa bir candan daha önemli değildir.

Harun Çelik’in Emniyet Genel Müdürlüğüne Mektubu:
EMNİYET GENEL MÜDÜRÜNE AÇIK MEKTUP

Sayın Genel Müdür…
Ben Harun Çelik, Trabzonspor taraftarıyım…
Şahsım ve camiam adına şikâyetim var…
Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nda oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçında devlete ve polise olan inancımız çalındı.
Sayın Genel Müdür… 
Stadyumda kırılan onca koltuk, yaşanan onca arbedenin ilk kıvılcımını kim çaktı bilmek istersiniz diye düşünüyorum.
Müdürleriniz, amirleriniz belki sizden gizlerler diye ben söyleyeyim istiyorum.
Kale arkası tribününde baygınlık geçiren bir kız kardeşimiz için, ‘’ambülâns ambülâns’’ diye feryat ediyorduk… 
Tribüne doğru yaklaşan foto film şubesinin kamera ile görüntü alan polis memuru, olay yerine yaklaştı. Devletimizin üzerine üniforma, beline silah, taşıması için polis arması verdiği polisi, sessizce işini yapmak yerine ne yaptı biliyor musunuz?
Ordaydım ve şahidiyim…
‘’ Bırakın gebersin a. koduğum’’ demeyi tercih etti…
Ve ne oldu ise ondan sonra oldu…
Tribündeki Trabzonsporluları bu hareket çıldırttı…
Sonrası mı? E zaten malumunuz kitle bir kere alev aldı mı söndür söndürebiliyorsan…
Zaten gergin bir ortam vardı ve ip koptu… Takdir ederseniz ki kitle psikolojisini bilmek ve doğru yönlendirmek tribündeki gençlerin değil, sizin müdürlerinizin işi…
Sayın Genel Müdür, ip koptuktan sonra koltuk kırılmış, tel örgüler zorlanmış, insanlar sahaya su şişesi atmış, bunları zaten medya sizin önünüze servis edecektir…
Ama ben size şahidi olduğum olayı anlatıyorum.
Bir polis memurunun yerde yatan bir kardeşimize küfür etmesi ile başladı her şey.
Trabzonspor kale arkasında görev yapan beyaz kasklı polislerin, sürekli alayları, sanki komedi filmi izliyormuş gibi sürekli kah kaha atarak insanları tahrik etmelerini ise hiç söylemiyorum bile…
Oğlum ve kız yeğenim ile maç çıkışı yürürken, üstüme salınan polis köpeğinin sevgiyle üstüme sıçrayıp, ısırmak için çaba harcamasını ise ömrüm oldukça anlayamayacağım… On santim mesafeden direkt gözün bebeği hedef alınarak sıkılan biber gazına ise toplum olarak alıştık zaten...
Stadyum çıkışı, canı yanmış, öfkeli kitleyi, gereksiz yere coplayan, coplayarak olayları büyüten ve gencecik bedenleri coplamaktan adeta haz alan çevik kuvvetin tavrından bahsetmiyorum bile…
Sayın Genel Müdür.
O sahada sadece koltuklar kırılmadı, bizim kalbimiz de kırıldı, polise olan inancımız çalındı, devlete güvenimiz tarumar edildi.
Size müdürleriniz çok şey anlatacaktır. Bir sürü süslü püslü cümleler ile bezenmiş, stratejik ifadeler kullanacaklardır. Nasılsa bizlerin size ulaşma lüksü yok ama onlar size uzun uzun anlatma imkânı bulacaklardır…
Allah aşkına bize de kulak verin.
Size, tüm olayların alev aldığı anı anlattım.
Yerde yatan o kız çocuğuna küfür eden bir polis memuru.
Sayın Genel Müdür. 
Bizlerin emniyet teşkilatına olan güvenci yerle bir edilmiştir.
Buna seyirci mi kalacaksınız?
Yapanın yaptığı yanına kar kalıyor darbı meseli gene mi işleyecek.
Yüz binlerce gencin yüreğinde nasıl fırtınalar kopuyor biliyor musunuz?
Milyonlarca Trabzonlu ve Trabzonsporlu o küfürden haberdar ve öfkeden tırnaklarını değil kendisini yiyor biliyor musunuz? 
Sayın Genel Müdür, diyecek, söyleyecek şey çok…
Bu ülkenin en büyük camialarından bir tanesi olan Trabzonspor camiası olarak, o ilk kıvılcımı yakan polisinizden intikam almak gibi bir düşüncemiz yok.
Biz tek ama tek bir şey istiyoruz.
O polise ‘’ Seni oraya görüntü alman için mi, yoksa yerde yatan baygınlık geçirmiş bir çocuğa küfür etmen için mi gönderdik?’’ diye sormanızı istiyoruz…
Evet, sayın genel müdür sizden tek ricamız budur.
O polis memuru baygınlık geçirip yerde yatan o kardeşimize niye küfür etti bunu bilmek istiyoruz.
Sayın Genel, sanırım milyonlarca Trabzonsporlunun bunu bilmeye hakkı vardır değil mi?

Harun Çelik
Trabzonspor taraftarı

Onur'lu ve Zengin Trabzonspor


Trabzonspor ölü bir sezonda eline geçirmiş olduğu şansı Tolunay hocamızın ve bir kaç oyuncumuzun büyük katkısı ile tepti.  Burada uzun uzun maç analizi yazmaya gerek yok.  Maça çıkardığı 11’den sezon bitmeden kadrodan sildiği yıldızlara kadar çok şey var söylenecek.  Üstüne birde Tolunay hocamızın kafa olarak İstanbul sistemine sempatisi ve ezikliği sebebi eklenince bu kupayı almak sadece bir oyuncunun şansa yaptığı bir gole kalacaktı.  Her zaman o kadar şanslı olamazsın. Hele karşında düzenin en kıdemlisi varsa bu mümkün olmaz.

Bu çürümüz sistemi Şenol Güneş’in süper kadrosu yıkamadı ki Tolunay hoca yıkabilsin.  Malesef Trabzonspor Türk futbolunun hayali marka değeri için feda edilmiştir.  Kazanılmış hakların verilmemesi ve bariz suç işlemişlerin cezalandırılmaması bu camiayı hayata küstürdü.  Bunu değiştirecek ne bir başkan var ne de bir kadro.  82 helal puan ile ulaşamadığını bundan sonra alman mükün değil çünki Trabzonspor’da oynayan tüm futbolcuların kafasının arkasında hep bu haksızlık kalacaktır.  İsterseniz yepyeni oyuncular transfer edin bu değişmez çünki açıkça çalınan emeği Fenerbahçe’liler bile biliyor ve kabul ediyor.  Trabzonspor’un tekrar canlanabilmesi için kupanın gelmesinden çok suçluların cezasını çekmesi gerekiyor. Adalet gelmediği sürece ne Türk futbolu bu çöküşten çikabilir ne de Trabzonspor eski günlerine dönebilir.

Son lafımda camiaya.  Ne kadar konuşmayı bilmezse bilmesin, 1 Lig Şapiyonluğu, 1 Kupa Şampiyonluğu, ve bir Süper Kupa kazanmış başkanına 3 Temmuz sürecinde sahip çıkmamıştır.  Gerek siyasi gerek ekonomik olarak sindirilmiştir.  Taraftar olarak uyanılamamış ve ortak tepki verilememiştir.  Çok hata yapmış ama kesinlikle hakettiği desteği görmemiş Sadri Şener’de pes ettirilmiş ve amaca ulaşılmıştır.  Şimdi sıra tümden yıkıma gelmiştir.  Bu yıkımda siyaset ve derin devlet eli ile ortaya çıkarılan başkan adayları ile sağlanacaktır.  Taraftarın gösteremediği birliği Trabzonspor delegelerinin gösterebileceği konusunda pek ümitli değilim.  Medyanın güçlü diye öne sürdüğü adayların hemen hepsi, 3 Temmuz sürecinin siyaset ve derin yönünün olmadığını beyan ederek bu hak mücadelesinin de sona ereceği sinyalini vermişlerdir.

Trabzonspor eğer kendine gelmek istiyorsa, eski inancına geri dönmesi gerekiyor. Sahada mücadele eden futbolcusu da teknik adamı da karşılarında adil bir sistemin olmadığını bilerek bunu yıkmaya baş koyması ile mümkündür. Aynı  1461 Trabzon takımı gibi sonuç ne olursa olsun, hem saha içindekileri hemde saha dışındakileri yenmeyi kafalarının içine yazmaları gerekiyor. Bu olmadıktan sonra Ronaldo’yu getirsen seni şampiyon yapmazlar ve güçlenmeni istemezler.  Bunu anlamak icin 200 sayfalık tape’nin sadece 2 sayfasını okumanız yeter.

Herşeye rağmen içimizdeki Trabzonspor sevgisi eksilmemeli.  Bu takıma kazandığı kupalar için gönül vermedi Trabzonspor taraftarı.  Trabzonspor taraftarı takımının adil olmayan düzeni yıkan o devrimci ruha gönül verdi.  Bu bilinci kaybetmeden mücadeleye devam edilmelidir. Yılmak bu devrimi gerçekleştiren efsanelere büyük haksızlık olur. 
Trabzonspor’un temsil ettiği kupalar değil bu ONUR’lu ZENGİN duruştu. Bu duruş sebebi ile Dünya’nın her yerinde kendisini gösteriyor.  En son olarak geçen hafta sonu Bordo Mavi formalarımız ile katıldığımız New York Türk yürüyüşü sırasında bunu bizzat yaşadım.  Türk yürüyüşü bittikten sonra kızlarım ve benim üzerimdeki Bordo Mavi’li formaları gören tam 7 New York’lu selam verdi. Bunların 5 tanesi “Bize Her Yer Trabzon” diye bağıran bisikleri ile insan taşıyan Türk gençlerinin olması ise sözün bittiği yerdi.  Hele kan ter içinde bisikleti ile insan taşıyan Türk gencinin “abi Bize Her Yer Trabzon değil mi” diye bağırması gözümden boşalan iki damla yaş ve boğazımın düğümlenmesi.  Bunlar normal diyebilirsiniz, bu kişiler Trabzonspor’lu da diyebilirsiniz fakat bu insanlar haricinde bize selam veren diğer 4 New York’luyu nasıl açıklayacaksınız. Hele birisinin gözündeki utanma hiç gözümden kaçmadı ama bir çetenin yaptıgını ona yükleyemezdim.  Sonuçta o da iki renge sevdalanmış. Yöneticisi yanlış işler yapmış o utancını yaşıyor.  Onun adına da çok üzüldüm.  Sonuçta 2010-201 Şampiyonluk kupasını vermediler ama fiili olarak Trabzonspor bütün sporseverlerin gözünde o kupanın sahibi.
İçinizdeki futbol sevgisinin ölmemesi dileğiyle sevgiyle kalın. 

Tuesday, May 7, 2013

Trabzonspor Başkanı İçin Kırmızı Çizgiler


Trabzonspor  camiasında bir anlık kızgınlık sonucu alınan kongre kararının verdiği uyuşukluk kongre günü yaklaştıkça yerini heyecan bırakmaya başladı.  Bu heyecan o kadar arttı ki şimdi adaylar ve destekçileri arasında karalama kampanyaları başlatıldı.  Adaylardan birisi AKP tarafından yollanmış, bir diğerinin danışmanı Galatasaraylıymış, diğeri her kongre de aday oluyormuş, en sonuncusunu da kimse tanımıyormuş, vesaire vesaire.

Ülke olarak hep böyle olduk. Hep kişilerin neler yapabileceğine değil neler yapamayacağına odaklandık. Her zaman ileride ne yapacağına değil geçmişte ne yaptıklarına saplanıp kaldık.  Artık bu kafa değişmeli ve insanımıza güvenmeyi ögrenmeli ve sistemimizi sağlam kurmalıyız. Trabzonspor camiasının devrimci ruhu inşaallah bu kongrede bu mantığı yıkıp adil ve seviyeli bir kongrenin nasıl yapılacağını spor dünyasına gösterecektir.  Sayın Sadri Şener’in “kimse aday olmaz” diyerek aldığı ve şimdi dönemediği kongre kararı Trabzonspor’u ileriye doğru bir adım attıracak gibi görünüyor.  Bunu söylerken bir adayın başkan olacağını tahmin yada temenni ettiğimden değil ortaya çıkan adayların hemen hepsinin iyi hazırlanarak kongreye geleceği gerçeğidir.  Tüm başkan adayları ya kendileri güçlü yada kadroları güçlü olarak seçime hazırlanıyorlar.  Bizlere düşen bütün başkan adaylarını dinleyip anlamaya çalışmak ve karalama kampanyalarına kanmamaktır.  Trabzonspor başkanlığı basit bir olgu değildir. Bu sebeple bu yola baş koyan bütün ciddi başkan adaylarına saygı duyulmalıdır.

Bu sebeple, Trabzonspor taraftarı ve kongre üyeleri başkan adayları hakkındaki dedikodulara değil onların neler önerdiğine bakmaları gerekmektedir.  Bütün adayların seçim bildirilerini okuyup anlayıp ona göre karar vermelidirler.  Oylarını siyasi yada yöresel bir gurubun esiri yapmamalı ve özgür iradeleri ile Trabzonspor için kullanmalıdırlar.  Bu konuda, Trabzonspor taraftarının akli temsilcisi olan TAYFA gurubu çok daha yaratıcı bir yol secmiş.  Herhangi bir başkan için destek açıklamak yerine, Trabzonspor başkanında aranması gereken özellikleri bir “SEÇME BİLDİRİSİ” olarak yayınlamış.  Işte size TAYFA’nın Trabzonspor başkanında olması gereken özellikleri, bir nevi kırmızı çizgileri, sıraladığı seçme bildirisi:

TAYFA SEÇME BİLDİRİSİ [1, 2]
1.    3 Temmuz sonrası yaşanan şike sürecinde aktif olarak Trabzonspor’un haklarını savunmuş olmak yada bugün 2010 - 2011 Şampiyonluğunun peşini bırakmayacağını gösterir somut çalışmalar yapmak

2. Hiçbir siyasi güç yada odak ile göbek bağı olmamak ve hep dik durmak.

3. Sistem ile kavgayı sadece Trabzonspor değerleri üzerinden yapmak.

4. Mali açıdan kulübü tamamen şeffaf yapmak ve her türlü maddi konuyu umuma açıklamak.

5. Trabzonspor kulübü ve Trabzonspor’un Trabzon’dan yönetilmesini sağlamak ve taraftar yoğunluğunun olduğu diğer iller, özellikle İstanbul için somut plan yapmış olmak

6. Listesini yaparken belli guruplara değilde kişilerin erkillerine bakmak

7. Şike ve teşvik işleri ile uzaktan ve yakından ilişkide olmuş teknik adam, futbolcu ve yöneticilerden uzak durulacağı beyanını vermiş olmak ve bunu listesi ile ispatlamak.

8. Bütün camianın katılabileceği bir proje bankası oluşturabilmek.

9. Trabzonspor AŞ ve Trabzonspor kulübünün modern anlamda profesyonel olarak yönetilmesi için alt yapı çalışması yapmış olmak.

10. Kurumsallaşmayı ileri götürürken kulübün tarihsel değerlerine zarar verebilecek yaklaşımlardan uzak durmak.

11. Kulübün marka değerinin fakında olup futbolun ekonomik pastasından hakkını alabilmek için çalışma yapmış olmak.

12. Trabzonspor futbol takımının alt yapısını çağdaş Dünya kulüplerini örnek alıp yöre kültürü ile harmanlayıp bir Trabzonspor modeli oluşturmak için çalışma yapmak.

13. Yabancı oyuncuların kente uyum sağlayabilmesi ve rahat yaşayabilecekleri ortamı hazırlayacak projelerinin olması: İngilizce eğitim yapan eğitim kurumları kurmak gibi.

14. Trabzonspor markasının değerini arttırabilecek marka değerine sahip olmak yada bu markanın ağırlığını taşıyabilecek karizmaya sahip olmak.

15. Trabzonspor taraftarı nitelikli iletişimde olmak ve bu gücü takım lehine kullanıp taraftar projeleri ile kulübü güçlendirmek.

Sevgiyle kalın

[1] Tayfa Facebook Sayfası: http://www.facebook.com/www.tayfa.org
[2] Tayfa Websitesi:  http://www.tayfa.org/

Thursday, April 18, 2013

Şikeci Trabzonspor boşa kürek sallıyor


Bugün Trabzonspor için çok önemli bir musabaka olmasına rağmen Trabzonspor’lu oyuncular sadece deli danalar gibi çaresizce koşmaktan başka pek bir şey yapamadılar.  Bu kadar kötü bir sezon geçiriyor olmalarına rağmen yardımlaşmak yerine sadece kendileri bir şeyler yapmayı tercih ettiler. İşin kötü tarafı Tolunay Kafkas’ta buna engel olamadı yada olmadı. Sonuçta bu kişisel çabaların birisi gol ile sonuçlandı ve takım olarak umutlarını yenilediler. İşin ilginç tarafı bu golü çok büyük bir başarı gibi göstermeleri ve finalde karşılaşacakları rakiplerini hiç düşünmemeleridir.  Bu oyun anlayışı ile hem Fenerbahçe hemde Eskişehirspor karşısında pek şansları olmadığını bilmemeleri yada bunu önemsememeleri çok garip.
Lafı fazla uzatmaya gerek yok. Tolunay hocamızın Trabzonspor’da kısa sürede bir başarı yakalaması zor görünüyor. Gerek oyun anlayışı gerekse oyuna müdahale edişindeki eksiklikler ve acemilikler Tolunay hocamızın kısa sürede Trabzonspor’da başarılı olamayacağını gösteriyor. Yanlız, şu an itibari ile Türkiye’de Trabzonspor’u çalıştırabilecek bir kaç teknik adamdan birisi olduğu da çok açık. Dolayısı ile ya Tolunay hocayla devam edeceğiz yada Ünal hocayı geri getireceğiz. Bu iki teknik adam haricinde geriye kalan tek kişi ise Mustafa hocamız.  Benim kişisel görüşüm Tolunay ve Ünal hocalar ile başarılı olmayı beklemek yerine Mustafa hocaya bir sene şans vermek çok daha yararlı olabilir.  Neyse bu konuyu çok eşelemeye gerek yok. Başkan belli olduktan sonra teknik adam konusu da netlik kazanacaktır. Yanlız ben Tolunay hocamızda çok ciddi bir ışık görmediğimi üzülerek söylemek zorundayım.  Şu ana kadarki istatistikleri Şenol hocamızınkinden daha kötü olmasının yanında takımda tekrar futbola döndürebildiği bir futbolcunun bile olmaması gelecek açısından bana ümit vermiyor. Yine de gelecek sezonu beklemek ve en azından bir hazırlık dönemi geçirmeden buna karar vermek zor ve adil değil.
Oyuna gelirsek, ciddi bir gelişim yada ilerleme yok. Tolga kalesinde her zamanki kalitesindeydi ama önündeki oyuncular çok kötüydüler. Giray ve Mustafa o kadar uyumsuz oyunadılar ki her iki golde de Sivasspor’lu oyuncular penaltı atışı yapar gibi gol attılar. Tolga az daha birinci golü şansa çıkaracaktı.  Solbek Cech  Emerson’ın yarısı kadar bile bir performans sergileyemiyor. Sağda Serkan malesef hem Celutska’dan hemde Karmil’den geri kaldı. Ayrıca Zeki’ninde iyileştiği söylenirken Serkan’ın hala sağbekte olması çok garip duruyor.  Ortasaha ise takımın en zayıf halkasıydı.  Tolunay hoca fikir olarak güzel ama uygulamada pek yararı olmayan bir kanat denemesine gitti ve Adrian’ı kanatta denedi. Belki teorik olarak takımı biraz daha ofansif yapacaktı ama olmadı. Burada Tolunay hocanın Trabzonspor’u son yıllarda iyi takip etmediği ortaya çıktı.  Sağ ve sol açıkta daha önce oynamış ve başarılı olmuş bir Alanzinho var iken Adrian ile bunu denemek bir kumar gibiydi ve pek başarılı olmadı.  Ne zaman Adrian ortaya geçti takım biraz toparlandı.  Bugün hem Zokora hemde Soner çok vasattı. Onlara Colman’ın umursamazlığı ve top kayıpları eklenince durum çok vahim oldu. Volkan Şen’den bahsetmeye bile gerek yok. Bir futbolcu bu kadar üst düzey oynamışken nasıl olurda bu kadar sakar bir oyun oynar akıl sır ermiyor. Volkan ne koşarken ne de topu kullanırken etrafına bakmıyor. Kaleye yakınsa şut çekiyor yakın değilse rakipleri çalımlayıp hızlı çıkmaya çalışıyor fakat şu ana kadar başarılı bir bindirmesini görmedim açıkçası. 
İleri uçta ne Henrique ne de Halil pek bir varlık gösteremediler. Hele Henrique genç yaşına rağmen üç gün ara ile iki maç kaldıramayacak kadar zayıf.   Sonuçta ne Henrique ne de Halil tehlikeli olamadı ve şeref sayısı Sapara ile geldi.  Sapara da çok ilginç bir oyuncu. Oyuna sonradan girince başarılı fakat 90 dakika oynayınca pek başarılı değil. Zaten şu anda Trabzonspor’daki çoğu oyuncunun en büyük sorunu sadece tek devrelik oyun çıkarabilmeleridir. Bu yüzden Tolunay hocanın işi çok zor.
Sonuç olarak oyuncular bir şekilde silkelenmedikleri sürece ve Tolunay Kafkas hocanın kafası rahatlamadıkça Trabzonspor takımının ciddi başarı yakalaması kısa vadede zor görünüyor.  Tolunay hoca ve yönetim önce Emerson ve Janko’nun neden takımda olmadığını çok iyi açıklayabilmemeliler. Emerson Trabzonspor degisine kapak olduğu hafta kadro dışı kaldı.  Janko desen Tolunay hocanın gelişine en çok sevinen oyunculardan birisi idi çünki Avusturya’da beraber oynamışlardı.  Gol konusunda bu kadar kısır bir sezon geçiriliyorken ve eldekilerden gol konusunda verim alınamıyorken milyonlarca Euro verilmiş oyuncuyu kadro dışı bırakmak çok mantıksız. Büyük teknik adam büyük futbolcuyu kadro dışı bırakarak değil oynatarak kazanan teknik adamdır. Bunun örnekleri çoktur. Ersun Yanal Hakan Şükür takıntısı ile büyük teknik adam olamamıştır. Bugünki Abdullah Avcı Selçuk’u milli takımdan uzun sure keserek kendi ayağına kurşun sıkmış ve başarılı olma şansını yitirmiştir.  Son İbrahim Toraman olayını ve yaptığı seviyesiz yorumu söylemiyorum bile.  Umarım Tolunay Kafkas bu hatasının çabuk farkına varır. Aksi takdirde hem o kaybedecek hem de Trabzonspor.
Başkanlık konusunda gelince.  Şike süreci boyunca hep yanlız bırakılmış ve kendi sözleri ile kendisini hep zor durumda bırakmış olan Sadri Şener’in yerine şu ana kadar ciddi bir aday çıkmadı.  Tüm ciddi adayların Sivasspor maçını beklediğini biliyorum.  Bu hafta ve önümüzdeki hafta ciddi adaylar ortaya çıkacaktır.  Derin Trabzonspor olarak bahsedilen sayın eski bakanımız Faruk Özak beyin başkanlar konusunda aktif çalıştığını görmek o kadar acı bir durum ki aynı zamanda utanıyorumda.  Şike süreci boyunca kılını oynatmamış birisi olarak, şimdi başkanlık konusunu çözmeyi üzerine vazife olarak görmesi çok abes oldu.  Yüzüne söylemiyorlarsa bile herkes “daha önce neredeydiniz?” diye soruyor. Sadri Şener Çağlayan adliyesinde tek başına mucadelesini verirken neden sesiniz çıkmıyordu da şimdi bir haftada 1.5 trilyon prim parası topladınız diye soramıyor. Trabzonspor camiası şu anda uyuşmuş durumda. Şike süreci camiayı o kadar kötü etkiledi ki artık kimse tepki veremiyor.

Eskiden “gönüllerin şampiyonuyuz ”deyip geçerdik çünki ne şikeyi ne de teşviği ispatlayabiliyorduk. 2011 Temmuz’un kaza ile şike belgelendi. Üstüne devletin bağımsız yargısı şike suçundan bir çok Fenerbahçe yöneticisini şike ve teşvikten suçlu buldu.  Devlet ve siyasi güç, gece yarıları mecliste yasa değişikliği yaptı ve şikeciler dışarı çıktı ama mahkeme şuçları onadı. Mahkeme kararı açık iken kendi yargılamasını yaptığını iddia eden TFF ve onun kurumları iki Fenerbahçe başkan yardımcısını şike ve teşvikten suçlu buldu.  Durum böyle iken aynı TFF şike yoktur biz maçları seyrettik diyerek FB’ye puan kesme cezası bile vermeyerek dünya hukuk literatürüne geçti. Yöneticisine şike ve teşvikten 3 yıl hak mahrumiyeti vermişken takıma hiçbir ceza vermedi.  Bu durum Trabzonspor camiasının adalete olan inancını da kökünden sarstı.  Şu anda camia “ispatlı, mahkeme kararlı, TFF tescilli şikeden” bile sonuç alamamış olmanın çöküntüsü içindedir.  Camianın dağınıklığı ve uyuşukluğunun tek sebebi budur. Bir şeyler yapmak için uğraşanlarda Türkiye’deki mücadeleyi bırakıp UEFA ve FIFA nezdinde bir şeyler yapmaya çalışıyor.   Şimdi herkes yargıtayı bekliyoruz diyor ama kanımca bu bekleyişte nafiledir.  Sebebi de çok açıktır.

TFF FB’nin iki yöneticisine şike ve teşvikten ceza verdiği halde FB takımına dokunmamıştır.  Yargıtay’da Aziz Yıldırım’ın cezası onansa bile FB’nin Türkiye’de ceza alması bu sistemde çok zordur, hatta imkansızdır.  Yaparsa UEFA bir şeyler yapabilir ama onlarında eli kolu Türkiye’deki siyasi irade ve özel sektör sermayesi ile bağlanmıştır.  Bu çözümsüz durum Trabzonspor takımını ve camiasını derinden sarsmıştır.  Oyunculardaki, yöneticilerdeki, ve taraftardaki bu umutsuzluk ve kırılganlığın yegane sebebide bu çaresizliktir.  Sonuçta gerek medya ve siyasi güç şikeyi yapanın aslında Trabzonspor olduğu havasını yaratmaktadır. Öyle ya, bu kadar delile ve mahkeme ve TFF’ce şike tescilenmiş olmasına rağmen FB takımı  ceza takımı almamışsa demekki Trabzonspor takımı şike yapmıştır.  Yazık…
Fenerbahçe takımı ve camiası ise yeni başarıları zorlayarak “bakın ben şike yapmış olsam şimdi nasıl başarılı oluyorum o zaman” deme çabasındadır. Son atlanan tur sonunda Aykut Kocaman’ın selamı da bu yüzdendir. Oyunculardaki ve teknik adamdaki bu kendini ispatlama inadı FB’yi yarışta tutmaktadır.  Arkasına aldığı siyasi güç ve medyada işin çilek kısmıdır.  Sonuç olarak şike ve teşvik takımlar arasında devam etmiyor belki ama basın ve siyasiler vasıtası ile devam ettirilmektedir.  Bu FB’nin puan almasından çok şike konusunda ciddi ses çıkaranların hayatlarının zorlaştırılması ile olmaktadır.  

Gerek basında gerek devlette Trabzonspor’un uğradığı haksızlığı dile getiren insanlar ya işlerinden oldular yada iş yapamaz oldular. Hem siyasi baskı görmüş hemde işlerini kaybetmiş iki değerli insan tanıyorum. Durum o kadar vahim ki bu kişiler Trabzonspor camiasından bile baskı görebiliyorlar şike konusunda çok ses çıkardıkları için.  Yani sözün kısası, şike belki sahada sonucu etkilemiyor ama saha dışında tüm hızıyla devam ediyor. Hemde devlet ve medya gücüyle. Bunu gören Trabzonspor camiası ve özellikle taraftarınında ümitsizliğe kapılmaları doğa kanunlarının gereğidir.  Bakın bunun en basit örneği hafta sonu Saraçoğlu’nda adam bıçaklamasından hiçbir medya kuruluşu bahsetmiyorken bugünki Trabzonspor-Sivasspor maçında iki Trabzonspor taraftar gurubunun kavgası ortalığı yakıp yıkmak olarak verilip “yakışmadı” deniyor. Yani Saraçoğlu’ndaki bıçaklama yakışıyor ama koltuk sökmek “yakışmıyor”. Bunun neresini düzeltebilirsin ki?
Durum budur… Türk futbolu acınacak haldedir. Bu sistem devam ettiği sürece düşüş devam edecektir. Geçen sene “sezon sonu konuşacağım” dedikten sonra çıtı çıkmayan Fatih Terim’de bu sistemin içinde ezilmeye başlamıştır ama iş işten geçmiştir.  Başka için istemeğin adaleti kendin için isteyemezsin ve alamazsın.  Çok geç kaldınız sayın Terim. Şenol Güneş gibi tertemiz bir insan bu çark içinde ezildiğinde susarak şeytan ile birlik oldunuz. Şimdi ağlamanızın bir manası yok. Geçmiş olsun…

Monday, April 1, 2013

Trabzonspor Taraftarı Takımına da Sahip Çıkmalı

Trabzonspor icin Antalyaspor maçı takımdaki oyuncuların ve yönetimin geleceği açısından çok önemliydi. Tolunay hoca milli aradanda yararlanarak takımını golsüz oyuna güzel hazırlamış. Bu taktiksel değişim bazı oyuncularda tedirginliğe sebep oldu ama ikinci yarının ilk 25 dakikası hariç başarılı oldular.  Başarısız ve şanssız sonuçların oyuncular üzerindeki psikolojik baskısını kırmak pek kolay değildir. Bunun üzerine sistemin devamlı Trabzonspor aleyhine kararlar üretmesi tüm camianın dengesini bozmuş durumda.  Şike olayından hem maddi hemde manevi zarar gördüğü halde sadece kendi hakkını aramasına bile tahammül edilemeyen bir Trabzonspor var. 

Neyse maça geri dönelim.   Şike konusunu ve devam eden futbol yolsuzluklarını bir sonraki yazımıza bırakalım. Sadece daha önce “Şike Şike Şampiyon” diye inleyen mekanlara birşey yapmayanların şimdi “Şike Şike Barış” naraları atanlara da aynı güzellikle yaklaştığını belirtip geçelim.

Kaleci Onur’dan çok bahsetmeye gerek yok çünkü o artık bir Trabzon’lu olmuş.  Hem karakter olarak hemde oyuncu olarak mükemmel bir futbolcu.  İnşaallah çok daha büyük noktalara gelir kariyerinde.  Dün yine güzel kurtarışlar yaparak takımını rahatlattı.  Defans blokunun solunda yine Cech vardı. Gösterişsiz ama dikkatli bir oyun oynamaya çalıştı fakat  yapabildikleri malesef sınırlı.  Bu bölgeye acil bir Türk sol bek yetiştirilmesi gerekiyor. Çok uzağa gerek yok 1461 Trabzon’a bakılsa yeterli.  Umarım Tolunay hocanın Sadri beye verdiği söylenilen listed bu bölgede bir kaç oyuncu vardır.  Stoperde Bamba ve Mustafa, Volkan’ın gelip kestiği top hariç pek adam kaçırmadılar ve Antalyaspor forvetini ceza sahası dışında tuttular. İkinci yarının ortalarında Antalyaspor’un  ceza sahamıza isabetli bir ortası bile yoktu.  Sağbekte Celutska fena değildi ama Zeki varken sağbek oynaması sadece Zeki’nin hazır olmaması ile alakalı sanırım.  Herşeye rağmen Antalyaspor’un gazı alınmış forvetine geçit vermediler.  Bunda onların başarısının yanında Antalyaspor’lu forvetlerin beceriksizliğide vardı. Ömer Şişmanoğlu oyuna girene kadar doğru düzgün pozisyon bulamadılar.

Ortasahada Colman ve Adrian’ın yoklukları teknik kapasite anlamında bir eksiklik olarak göze çarpsada Zokora’nın kesiciliği ve Soner’in yumuşak ve zeki oyunu ile ortasaha çok zorlanmadı diyebiliriz. Kanatlarda Volkan ve Hamit iyi oyun çıkardılar. Özellikle Volkan bir çok pozisyonu harcamasına rağmen gol atmayı başararak şeytanın bacağını bir kere daha kırdı.  Biraz daha dikkatli ve etrafına bakarak oynarsa takıma gerçekten katkı verebilir.  Hamit  ise her zamanki gibiydi. Çok çalışkandı ama üretken değildi. Buna rağmen oyunda varlığını hissettirdi.  Bu dörtlünün önündeki  Alanzinho verilen görevi yapmaya çalıştı ama ilk yarı hariç çok etkili olamadı. Elde ettiği pozisyonları da aceleciliği yüzünden kaybedince morali bozuldu ve 40 ile 70. dakikalarda nerede ise sahada değildi. Ne zaman ikinci gol geldi haraketlendi ama pek bir şeye yaramadı. Yaptıği nefis topuk haraketi ile takıma biraz güven vermek istedi ama seyirci bile bu haraketine tepki vermedi. 

İleri de tek başına olmasına rağmen çok çalışan ve takımına büyük katkı sağlayan bir Henrique vardı.  Hem topu tutuşu hem güçlü oluşu ile topun hep ileride kalmasını sağlayarak devamlı pozisyon üretti. Kendisi atmasa da gollerde payı büyüktü. Hele ikinci goldeki mücadelesi ve assisti yapışı mükemmeldi.  Hem kendisi hemde Yasin için müthiş bir gol oldu.  Henrique bu şekilde devam ederse belki seneye de bu takımla olabilir. Yasin ise yaptığı gole sarılmadan çalışırsa hakettiğini alacaktır. Aksi takdirde bir hayal kırıklığı olarak anılacaktır.  Oyuna sonradan girenlerden Aykut her zamanki gibiydi. Düz ama dengeli oynamaya çalıştı. Bunda da başarılı oldu  ama bu takımda ancak çok miktarda sakat varsa kadroya girebilir. Belki seneye kiralık bir takıma gitmesi onun güveninin geri gelmesini sağlayabilir.

Sonuç olarak hayati önemi olan bir maçı 2-0 gibi net sayılabilecek bir skor ile aldıkları için hem oyuncuları hemde teknik kadroyu tebrik ediyorum. Fakat, 40. ve 70. dakikalar arasındaki oyunları için hayal kırıklığı içinde olduğumu belirteyim. Özellikle bu dakikaları oyuncularına tekrar tekrar izlettirmeli Tolunay hoca. Ayrıca birbirlerine biraz daha yakın oynamalılar ki yardımlaşabilsinler.   Bu maçın alınması ne kadar önemli ise önümüzdeki hafta oynanacak maç bir o kadar önemlidir. Akhisar maçından alınacak bir üç puan takımı rahatlattiğı gibi daha üst sıralara tırmanabilmeleri için de iyi bir fırsat yaratacaktır.

Tolunay hocaya bir hatırlatma yaparak yazımı tamamlamak isterim.  Daha önce çalıştırdığı takımlarda yıldız oyuncular ile problemler yaşamış birisi olarak Trabzonspor’da daha dikkatli olmalı.  Oyuncular hakkında isim vererek yada dolaylı yoldan yorum yapmamalı ve oyuncusunu taraftarın ve camianın önüne atmamalı. Bu yıldız oyuncular hiç beklemediğin bir anda hem takımı hemde seni kurtarıverir.  Bugün Yasin’in attığı golden sonra yaptıklarını iyi irdelerseniz ne demek istediğimi çok iyi anlarsınız. Bir oyuncuyu kadroya almayabilirsiniz ama arkasından konuşmak ve onu taraftarın önüne atmak size yakışmadığı gibi takıma da yararı olmaz.  Ben Adrian’ı kazanın derim. Siz ve takım kazançlı çıkar.  O Adrian ki Şenol hocamızın haftalarca takımda yer vermemesine rağmen profesyonelce davranıp sırasını bekledi ve Kupa’da takımı ayakta tutan oyuncu oldu. Bugün kupada varsanız onun sayesindedir. Hatırlatmak istedim…

Son bir sözde cefakar Trabzonspor taraftarına.  Artık bırakın bu küslüğü. Bu takım sizin, hem döversiniz hem seversiniz ama hiçbir zaman küsemezsiniz.  Onlara küsmeniz demek onları öksüz bırakmanız demek.  Zaten “güçlünün hukukunda” ezilip haksızlığa uğrayıp duruyorlar, birde siz sırtınızi dönerseniz kaybolup giderler.  Bu maçta onları biraz affettiğinizi gördüm ama çok daha fazlasını vererek onları eski güçlerine kavuşturmalısınız ki hem saha içindekileri hemde saha dışındakileri yenebilsinler. Bunu beceriksiz yöneticilere, adaletsiz hakemlere, ve saha dışındaki çakallara rağmen yapmak zorundasınız. Bir yıldan fazladır gerek yollarda gerek meydanlarda haksızlığı haykırıyorsunuz ama Avni Aker’de olmanız Zurich’teki protesto gösterisi kadar önemlidir.

Sevgiyle kalın.


Saturday, March 9, 2013

Trabzonspor Zaman Kazandı



Trabzonspor’da Tolunay Kafkas’ın kadro denemeleri devam ediyor.  Hatalar yapıyor ama çoğunu bir an önce takımı toparlamak adına yapıyor.  Emerson ve Adrian takıntısı var deniyordu. Bugün Adrian takıntısından kurtulmuş göründü.  Birde Emre Güral takıntısını yenerse takımda herkesi görmüş olacak.  Tolunay hoca çok iyi bir insan ama çok iyi bir teknik adam değil.  Sonuçta sadece çok iyi teknik adamlar başarılı olmuyor.  Biraz işten anlayan ve işini sevenler daha çok başarılı oluyorlar. Tolunay hocada işini seven bir teknik adam. Takım Trabzonspor olunca biraz fazla telaş yapıyor ama bunuda zamanla atlatacaktır.  İnşallah bir kaç galibiyet alarak biraz üst sıralara çıkar ve kendi oyun formatına en kısa zamanda geçer.

Oyunculara gelince…  Onur her zamanki gibi mükemmeldi.  Hele Niang’ın şutunu çıkarması oyunu kurtardı.  Bamba ve Mustafa eski günlerine dönmüş gibi. Keşke Bamba’yı kullanmakta bu kadar çok aceleci olmasaydı. Belki Bamba’dan daha çok yararlanabilirdi. Cech Emerson’dan pek farklı değil. Emerson hiç olmazsa gol atıyordu arasıra ama Cech ile karşılaştırıldığında kayıp sayılmaz. Serkan artık kendi yeri olan sağbeke döndü. Fena değildi ama seneye bu takımda iyi bir yedek olur ancak. Sağbekte Zeki yada Abdullah çok daha iyi oynar.  Ortasahada Zokora biraz fazla geri oynasa da iyi bir oyun çıkardı.  Soner uzun aradan sonra takıma döndü denebilir. Fena oynamadı ama çok daha iyisini yapabilir. Olcan Tolunay hocanın ilk 11’inde değişmez eleman. Oynadıkça açılıyor ama bal üretmeyen arı gibiydi. Sapara aynı, sorumluluk verildiğinde güzel işler yapıyor. Volkan oyunda olduğu sürece iyi paslar aldı ama kafasını kaldırmadan devamlı çalım yapınca gol pozisyonlarının  harcanmasına katkıda bulundu. Yavaş yavaş kendine gelecekmiş gibi.  Yinede çok yararlı işler yaptı.

Henrique çok daha iyi olmalı. Tolunay hocanın forma vermekte ısrar etmesi onun için büyük kazanç. Umarım bunu değerlendirebilir.  Halil bir türlü ritim tutmuyor. Emre’nin azda olsa şans bulması gerekir. Janko’yu artık söylemek bile istemiyorum. Avusturya milli takımının forveti oynatamamak hem Tolunay hemde Senol hocanın en büyük eksiklikleridir. Fakat, bu konudaki en büyük suç yönetimindir. Otelde kalan bir futbolcunun Trabzon’da başarılı olması mümkün değildir. Bu konuda yönetimin hiçbir şey yapmaması ise manidardır. Bu kadar para ödemişken dayalı döşeli bir ev kirası ödemezseniz, oyuncu oynayamaz ve verdiğiniz parada boşa gider.  Devamlı Şenol Güneş’e sallayan Sadri Şener bu konularda ne yapmış yada yaptırabilmiş?  Bugünün futbolunda futbolcunu mutlu edemezsen performansını yükseltemezsin. Forma için sadece ve sadece Trabzon’lu yada Trabzonspor’u tutan oyuncu oynar. Onlar bile değer verilmediklerini hissederlerse kendilerini kurtarmaya bakarlar.

Sayın Sadri Şener artık kendi insanlarına sallamak yerine asli görevi olan başkanlığa dönmelidir.  Başkan adayı olarak kimse çıkmaz diye ümit ediyorsa çok yanılır. Gönül 2010-2011 şampiyonluğumuzun tescillendiği gün hem sizin hem Güneş’in  bu takımın parçası olmasını isterdi.  Şenol Güneş’in gitmesi ile bu mümkün değil ama kendinizi toparlayın ki bari şampiyonluk geldiğinde bu takımın başıda olabilesiniz.  Ayrıca Türkiye’de hiç kimse Trabzonspor’un başkanlığını kehren yapamaz. Trabzonspor başkanlığı hem gönül hem akıl hemde yürek  işidir.  Yaptığınız açıklamalardan sonra akıl konusundaki eksiklikleriniz artık tescillendi.  Simdi kalkıp kimse olmadığı ve gönülsüz olarak bu işi yaptığınız izlenimini verirseniz başkanlığınız Trabzonspor’a zarar vermeye başlar.  Binlerce Trabzonspor taraftarı zaten böyle düşünüyor ama toparlanmazsanız bütün camia böyle düşünecek. Özellikle “tek para veren benim” gibi saçma sapan demeçler vererek zaten azalmış sempatinizi de diplere çekmeyin.  Şike sürecinde kendini Trabzonspor’un sahibi olarak gören “SÖZDE” büyükler sizi yarı yolda bırakmışlardır. Bu konuda kendinizi savunamadığınız gibi Demirören gibi insanlar ile işbirliği yaptınız ve hep ters köşeye yattınız.

Gelelim taraftara… Sizler bu takımın gerçek sahibisiniz. Bunun bilinci ile takıma sahip çıkmak zorundasınız.  Güven sorunu yaşayan bu takımı ancak sizin devamlı desteğiniz çözebilir. Kafası daha rahat ve kendini oyuna veren bir teknik adamımız var.  Bunların bilinci ile yönetime ve camiaya sahip çıkmayan insancıklara rağmen bu takıma sahiplenmelisiniz.  Ayrıca, seçimlerde bizi sahipsiz bırakan hatta mücadelemizde bize zararı olan kişilere gereken dersi verin.  Bir partiye gönül vermiş olabilirsiniz ama bizim için Trabzonspor herşey ve herkes’ten önceliklidir. Bunun bilinci ile gerek belediye seçimlerinde gerek milletvekili seçimlerinde dertleri sadece Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’ı kurtarmak olan kişi ve partilere gereken cevabı vermelisiniz. Aksi takdirde bu takım eskisinden daha sahipsiz kalır ve gönül verdiğiniz herşey yok olur.  Bunu başarabilmek için bağımsız insanları seçebilir ve hiç olmazsa kendi önderlerinizi onere edebilirsiniz.  Şike sürecinde yaptıkları ile bunu hakedecek o kadar çok insan var ki isterseniz bulmanız zor olmaz. Karar sizin. Unutmayın ki kararı verilen ve temeli atılan ilk stad Akyazı iken, hala inşaatı başlamamıştır. Siyasi güçler bu stadı kendi çıkarları için tekrar kullanmak istiyorlar. Buna lütfen izin vermeyin.  Ben yönetimin yerinde olsam, Avni Aker’ı adam eder işime bakarım. Akyazı’yı verecekler diye kaderimizi bir KARAYAZI’ya çevirmelerine izin vermemeliyiz.

Taraftar demişken, bir taraftar gurubundan bahsetmek istiyorum. Son zamanlarda yaptığı akıl dolu işler ile TAYFA gurubu çok dikkat çekiyor.  Bedava bilet isteyen değilde aralarında para toplayıp kombine hediye edebilen taraftar gurupları lazım Trabzonspor’a.  TAYFA bu tip guruplardan sadece birisi ama önemle dikkat edilmesi ve takip edilmesi gereken bir gurup.  TAYFA’nın en çok hoşuma giden yaklaşımı ise “Küfreden değil, düşünen Trabzonspor” düşüncesidir.  Hiçbir siyasi guruba bağlı olmadan, hiçbir derin güce arkasını vermeden sadece Trabzonspor için emek üreten bir gurup olan TAYFA’ya tekrar teşekkürler.  TAYFA’nın yaptığı işleri görmek ve elinizden geldiğince yardım etmek isterseniz:


Sevgiyle kalın…